Definition
▶
açık
Bir şeyin kapalı olmaması veya bir nesnenin erişilebilir durumda olması.
Un oggetto che non è chiuso o che è disponibile.
▶
Pencere açık kaldı, içeri soğuk hava girdi.
La finestra è rimasta aperta, è entrata aria fredda.
▶
Kapı açık olduğu için içerideki sesler dışarıya geliyor.
Poiché la porta è aperta, i suoni all'interno escono.
▶
Kütüphanede birçok açık kitap var.
Nella biblioteca ci sono molti libri aperti.