Definition
▶
çağdaş
Günümüzdeki çağ ile ilgili olan, modern ve yenilikçi olan.
Relacionado à era atual, moderno e inovador.
▶
Çağdaş sanat sergisi, genç sanatçıların eserlerini tanıtıyor.
A exposição de arte contemporânea apresenta as obras de jovens artistas.
▶
Şirket, çağdaş teknolojilere yatırım yapmayı planlıyor.
A empresa planeja investir em tecnologias contemporâneas.
▶
Onun çağdaş düşünceleri, toplumsal değişimi teşvik ediyor.
Suas ideias contemporâneas promovem a mudança social.